|
Stereokimya,
kimyanın bir moleküldeki atomlarının bağlanış şekillerini ve atomların uzayda
diziliş şekillerini inceleyen kısmıdır. Genelde atom
sayısı ve bağ yapıları aynı olmakla birlikte, uzaysal dizilişlerinin
farklılığını anlatan izomerlik kelimesi
ile birlikte anılır.
Organik
kimyanın kimya bilimi içerisinde çok geniş bir yer kaplaması ve hala
genişleyerek devam etmesinin kaynağı olan karbon atomunun, hibritleşme ve
uzaysal dizilişinde değişiklik arz etmesi özelliğidir.
Hibritleşme ve
bunun sonucu uzaysal dizilişi anlaşılmadan,
organik kimyayı ve mekanizmaları anlamak oldukça güç yada imkansızdır.
Stereokimyayı iyi
anlayabilmenin yolu, organik kimyayı da iyi
anlayabilmenin ön şartı olan, atomların orbital yapıları, özellikle de
karbon
atomunun hibrit yapıları ve bu hibritleşmeden kaynaklanan uzaysal
dizilimleri
ve kimyasal özelliklerinin anlaşılmasıdır diyebiliriz.
Periyodik
cetvelde çok sayıda element olmakla birlikte bu atomlar, proton
sayılarına göre
(yada başka bir deyişle yüksüz atomun elektron sayılarına göre), veya
daha
doğru bir açıklamayla, son yörüngesindeki elektronlarına göre
sıralanmıştır.
Nükleer
kimya dışındaki diğer kimyasal olayların diğer yörüngelerdeki
elektronların
oldukça kararlı ve doymuş yapıda olmalarından kaynaklanan bir özellikle,
son
yörüngesindeki elektron alışverişi veya ortaklaşması, ile yürüdüğünü
biliyoruz.
Organik
kimyada, organometalik yapılar hariç, tüm bağlar, kovalent veya polar
kovalent
yapıdadır. Yani elektron ortaklaşması ile yapılan bir bağ şeklidir.
Kimyasal
bağların oluşumunu ve bu molekülün yapısı dediğimiz, uzaysal dizilişini
de son
yörüngedeki elektronlar belirlemektedir.
Ayna görüntüsü,
stereokimyanın en çok kullanılan terimidir. Bu zamana kadar aynaya
bakarken ne
tür bir etki gösterdiğine dikkat ettiniz mi? Şimdi ayna görüntüsü
kavramına bir
hazırlık yapalım ve hidrojen atomu yada molekülünü kesen öyle bir düzlem
bulalım ki bu düzleme koyulan bir ayna molekülü ayna görüntüsü ile
toplandığında
tam göstersin."Bir elmanın iki yarısı"
terimini hatırlayınız.
 
Dikkatlice
bakılacak olursa hidrojen atomunda yada hidrojen molekülünde molekülü
tam
ortadan ikiye bölen , yada başka deyişle ayna
görüntüsü
kendini tamamlayan, sonsuz düzlem
vardır.
Stereokimya'da
molekülün üç boyutlu halinin kafada canlandırılması ve ayna düzleminin
varlığının yada yokluğunun bulunması oldukça önem taşımaktadır. Hidrojen
atomu
veya molekülü için çok kolay gözüken bu durumun tespiti daha kompleks
moleküllerde biraz zorlaşabilir.
Periyodik
cetvelin ikinci elementi helyum, iki proton ve iki elektrona sahip
olmasına
rağmen, soy gaz konumu gereği organik moleküllerde yer olmaz. Ama
uzaysal
dizilişin anlaşılabilir olması için, ikili bağ yapan, son yörüngesinde
iki
elektronu bulunan diğer elementlerin, Ca, Ba, Sr gibi elementlerin
kovalent bağ
yaptığı düşüncesi ile, bağ yapıları ve uzaysal dizilişlerine de kısaca
bir göz
atmakta fayda vardır.
Eğer
merkez atoma bağlı her iki atomda aynı ise o takdirde bir tanesi horizontal (Dikey)
, sonsuz sayıda da vertikal (Yatay) ayna düzlemi bulmak mümkündür.(Hidrojen
molekülü gibi)
Üçüncü
atom olan bor atomu , 2S22P1 yapısına sahiptir. S-orbitalinin küresel olduğu daha önce
anlatılmıştı, P-orbitalleri ise her biri x, y, z uzaysal geometriye dağılmış bir yapıda
dır.
9; 
Konumuzun
bu kısmında çok dikkat edilmesi gereken bir kimyasal olaydan, hibritleşme’den, daha önce bahsedilmişti.
Bor
atomunun , S2P1 yapısında olduğunu söylemiştik. S ve P-
orbitallerinin de yapılarını ayrı ayrı anlatmıştık. Şu halde bor atomunun
yapacağı BH3 molekülünün yapısının nasıl olması gerektiğini tahmin
etmeye çalışalım.
Tahmini
bir yaklaşımla,


Klasik
bir düşünce ile, (hibritleşme yok yada bir S elektronunun bir P orbitaline
geçmesi) molekülde beklediğimiz; iki tür bağ bulunması ve bunlardan da S-S bağının daha kısa olurken S-P bağının daha uzun olmasıdır. Moleküldeki
bağlanma bir T- şeklini oluşturacak şekilde düşünülebilir.
Bu
noktada çok dikkat edilmesi gereken durum bor atomunun spektroskopik verileri (
aletlerle ölçülebilir özellikleri) göstermektedir ki, tüm bor hidrojen bağları
aynı yapıdadır ve bunlar ne s-s nede s-p bağının aynıdır. Bağ yapıları S ve P
orbitalleri karışımına benzemekte ve bir S iki P karışımı bir özellik
göstermektedir. Yani bu yapı ve bağlar SP2adı verilen bir yapıdadır.
Bu
durumu, hibritleşme kavramı ile
açıklıyoruz. Hibritleşme asıl olarak, önceden bilinen atomik orbitallerin
sonradan bulunan orbital yapısına uydurulması mantığıdır.

Atomik
orbitali daha önce bahsedilen T yapısına benzeyen bor atomu moleküler halde
iken SP2 denen yapıya geçmişti. Bu yapı şekil...da görüldüğü gibi
düzlemseldir ( tek düzlemde) ve her bir orbital arasında 120° lik açılar
vardır. Anlama kolaylığı açısından bir üçgene benzetilebilir. Orbitallerdeki
adı geçen dönüşümün bir çok farklı açıklanış şekli bulunmakla birlikte genel
anlamda bu olaya hibritleşme denir. En kısa ve öz anlamda hibritleşme, bir atomun son
yörüngesindeki atomik orbitallerin karışarak enerji seviyeleri aynı olan yeni
orbitaller sistemi oluşturması olarak tanımlanabilir.

Hibrit
orbitalleri ile atomik elektron konfigurasyonu arasında yazım benzerliği
olmakla birlikte anlam kargaşasına yol açan bazı farklılıklar vardır.

Bu farklılıklar kısaca;
1-Atomik
orbitaller yazıldığında, elektron konfigürasyonunda, s,
p, d, f gibi harflerin önünde bulunan 1, 2, 3 gibi rakamlar (K, L, M, N
-yi ifade eden) baş kuantum sayılarını gösterir. Hibrit orbitallerinde baş
kuantum sayısı gösterilmez, son yörünge elektronları olduğunun bilinmesi
beklenir. Eğer hibrit orbitalinin önünde bir katsayı varsa bu katsayı o hibrit
(melez) orbitalden kaç tane orbital olduğunu gösterir.
2-Atomik
orbital elektron konfigurasyonunda,s=0 olmak üzere s, p, d, f, yan kuantum
sayılarını(l=0.... n-1) gösterir, ve tek harfle gösterilir, hibrit orbitalleri
ise, SP2, SP3 gibi hibrite karışan ( hibriti oluşturan)
orbitalleri ve kaç tane olduğunu ifade eden birkaç harfle gösterilir
3-En
çok karıştırıldığı için en önemli olanı da, atomik orbital elektron
konfigürasyonunda, orbitaller üzerine yazılan rakamlar orbitallerdeki elektron
sayısını ifade etmekte, hibrit orbitalinde ise, hibritleşme anında üzerine
yazıldığı orbitalden kaç tanesinin hibritleşmeye katıldığını gösterir.

Şu
anda hem organik kimyanın hem de bir organik kimyacı için temel bilgi olan
karbon atomunun atomik yapısı ve moleküler yapısı hakkında daha fazla düşünmeye
hazırız.
Periyodik
tablonun altıncı elementi olan karbon atomu tabiatı gereği karbon kimyası denen
kendine has bir bilim dalı ortaya çıkarmış ve bu bilim dalının anlaşılması
biraz daha karmaşık olan üç boyutlu yapısı da stereo kimyayı doğurmuştur.
|