|
Elementlerin Fonksiyonları
Kültür
suyunun iyonik yapısı su hayvanlarının metabolizma prosesleri üzerinde
hayati bir rol oynar. Elementlerin elektrokimyasal, katalitik Ve
yapısal olmak üzere üç fonksiyonu vardır. Elementler, metabolik enerji
kaynağı olarak kullanıldıklarında, elektrokimyasal olarak rol oynarlar.
Bütün temel elementler enzim aktivatörleri olarak davranırlar ve
biyokimyasal reaksiyonları ayarlamaya yardım ederler, işte o zaman
katalitik olarak rol oynarlar. Protein ve aminoasitler gibi maddelerin
sentezinde pek çok element gereklidir. Bu ise elementlerin yapısal
fonksiyonudur ve element son ürünün vazgeçilmez bileşenidir.
Bilinen
elementlerin çoğu tabii sularda bulunurlar. Pek çoğunun ölçülebilir
etkileri yoktur ve muhtemelen çok önemli değildirler.
Verilen bir X elementinin sudaki canlılar için önemi şu faktörlere bağlıdır:
a) Eğer X elementi yoksa organizma büyüyemez ya da hayat çevrimi-ni tamamlayamaz.
b) Başka bir element X in yerini alamaz ,
c) X organizmanın metabolik fonksiyonlarını direkt olarak etkiler
Elementler hayvanlara iki mekanizma ile girer: basit difüzyon ve aktif olarak alma.
Difüzyon olayında bir iyon sudaki yüksek konsantrasyonlu bölgeden hareket ederek daha seyreltik olan hücre sıvısına geçer.
Aktif
olarak alınmada ise, organizmada bir elementin konsantrasyonu düşünce o
element sudan seçimli olarak ekstrakte edilir. Bu olay, temperatüre
sıkı sıkıya bağlıdır ve 10 °C lik bir sıcaklık artışı absorpsiyonu %100
azaltır. Aktif olarak alma, mevcut oksijene de bağlıdır. Solunma
engellendiğinde ortadan iyonlar aktif olarak alınır.
Elementlerin Toksik Etkileri
Pek azı
dışında, saf tuz çözeltileri su hayvanları için toksikür. Deniz
suyundaki elementler, ancak iyonlar arası rekabetin tek bir iyonun
zehirli etkisini ortadan kaldırdığı dengeli kombinasyonlarda besleyici
ve hayatı devam ettirici özelliktedirler. Çok değerli iyonlar iki veya
tek değerli iyonlardan daha kolay alınırlar. Bu hem katyon hem de
anyonlar için gerçektir.
Bir hücre içindeki adsorpsiyon rekabeti aynı özellikteki iyonlar arasında görülür.
Örneğin
gerçek bir rekabet K+ ve Rb+, Ca+2 ve Sr+2 gibi iyonlarda görülür. Bu
gibi durumlarda ortamdaki bir iyonun fazlalığı diğer iyonun alınmasını
azaltır.
Ağır Metallerin Toksik Etkileri
Pb, Hg,
Cu, Zn gibi ağır metaller suda çok az miktarlarda bulunurlar. Bunların
hepsi su hayvanları için toksiktir. Çoğu 1 ppm sınırında öldürücüdür.
Çinko
normal miktarlarda bazı enzimatik fonksiyonlar için gereklidir ve
birçok proteinlerde yapı elementi olarak bulunur. Bakır bazı enzimlerde
bulunur ve pek çok omurgasızın kan proteininde solunum pigmenti halinde
mevcuttur.
Çinko ve
bakır özellikle deniz balıklarındaki protozonlardan meydana gelen
hastalıkların tedavisinde kullanılır. Burada metalin toksik etkileri
bir süre sonra CaCO3 ile çökelmeyle giderilir. Çinko ve bakır
balıklarda aşırı salgılanmaya neden olur ve balıklara zararlı olan bazı
organizmaları öldürürler.
Kelatlaşma
bakırın balıklara karşı zehirliliğini azaltır. Örneğin sitrik asitle
kelatlaşan CuS04 daha az toksiktir. pH = 6-8.5 arasında kelatlaş-ma
bakırın %90 ının suda çözülmüş kalmasını sağlar.
Kelatlaşmış
bakır, bakırın uzun süre çözülmüş miktarlarda kalması istendiğinde
denizde uygulanır. Fakat birçok bakteriler, hastalıktan koruyucu
düzeylerde bakıra direnç gösterdiklerinden organik kelatları tedricen
bozundururlar. Böylece Cu+2 iyonları karbonat iyonlarıyla birleşerek
çöker. Balıklarda görülen ağır metal zehirlenmelerinde bakır, solungaç
yüzeylerinde çözünmeyen organometalik bileşikler oluşturur. Başka bir
görüşe göre solungaçlar içindeki proteinler kimyasal bozunmaya uğrar.
Ayrıca bakırın, deniz balıklarının kan ve dokularında toplandığı
gözlenmiştir.
Pb(NO3)2,
ZnSO4 ve HgCl2 çözeltilerine konmuş bazı tatlı su balıklarında soluma
hızının arttığı görülmüştür. Bu esnada oksijen harcama hızında düşme
olur. Artan soluma hızı bakırla muamele edilmiş sulardaki balıklarda
gözlenir.
Ağır metaller solungaç üzerine çökerler ve salgıyı pıhtılaştırırlar. Böylece Oksijen alınma zorlaşır.
Metal Zehirlenmesine Etki Eden Faktörler
Ağır
metallerin toksisitesi pH, çözünmüş oksijen, temperatür, balığın
büyüklüğüne oranla çözeltinin hacmi, çözeltinin yenilenme frekansı,
çözeltideki diğer maddeler ve sinerjetik etki gibi faktörlere bağlıdır.
Suyun pH
ı en önemli faktör olabilir. Tatlı sular deniz suyundan biraz daha
zayıfça tmaponlanmıştır ve bu işlem görmüş tatlı su sistemlerinde ağır
metal toksisitesinin etkileri görülür. Ağır metallerin destille ve
yumuşak sularda sert ve bazik sulara göre daha toksik olduğu
sanılmaktadır.
Yüksek
miktarda çözünmüş oksijen bakırın toksik etkilerim bir dereceye kadar
azaltarak solunumu kolaylaştırır. Su yüzeyinin kuvvetli bir şekilde
karıştırılması suyun pH ini düşürecek ve bakın çözünür halde tutacak
olan serbest CO2 birikimini önler.
Sıcaklık artışı ağır metallerin balıklara karşı olan toksikliğini çoğaltır.
Kurşun
tuzlarının toksisitesi su miktarı azaldıkça ve balığın büyüklüğü
arttıkça azalır. Ayrıca kurşun salgıyla balık üzerinde çöktürülerek
zehirliliği giderilir.
İşleme
sokulan suyun sık sık değiştirilmesi de toksisiteye etki eden bir
faktördür. Eğer su değiştirilmezse balıklar salgı salarak metal
iyonlarım çöktürerek kısmen toksisiteyi azaltırlar.
İki ağır
metal ya da bir ağır metalle başka bir madde arasındaki sinerjik etkiye
gelince örneğin bakır - çinko kombinasyonları bazen tek başına çinko
veya bakırdan daha zehirlidir. Başka bir örnek ise bakır ile
amonyaktır. Bakır-2- iyonlarının amonyağa karşı affinitesi büyüktür. Bu
iyonlar NH3 ile birleşerek [Cu (NH3)4]+2 bakır tetramin kompleksi verir. Cu+2+4NH3 [Cu (NH3)4]+2 Bu kompleks toksisite olarak bakıra eşdeğerdir.
|